Milli Parklar Kavrami ve Dilek Yarimadasi
Büyük Menderes Deltasi Milli Parki

Çevre sorunlarinin küresel boyutlara ulastigi günümüzde biyolojik çesitligin korunmasi büyük önem tasimaktadir. Bu amaçla, biyolojik çesitlige sahip alanlar milli park ilan edilmektedir.

 

Türkiye'de 33 adet milli park bulunmakta olup, Dilek Yarimadasi-Büyük Menderes Deltasi Milli Parki Türkiye'nin ve dünyanin önemli dogal kaynak rezervleri arasindadir. Milli Park, uluslararasi düzeyde Akdeniz Bölgesi ve Avrupa Sibirya Flora elementleri içermesi bakimindan önemlidir. Bu özelligi ile Avrupa Konseyi tarafindan Avrupa Biogenetik Rezervleri içinde 'Flora Biogenetik Rezerv Alani' olarak belirlenmistir.

 1. GIRIS

Insan topluluklarinin yerlesik yasama geçmesiyle baslayan teknolojik gelismeler dogaya

zarar verecek boyutlara ulasmistir. Orman alanlari azalmis, hava ve su kirletilmis, tarim alanlarinin da azalmasiyla flora ve faunada bazi türler yok olmustur.


Zirve100  

Yeryüzünde 9 milyon km 2 yüzeye sahip tropik ormanlar, canli türlerinin yarisindan fazlasini barindirir. Bu ormanlarin yilda yaklasik % 0.7'si insan gereksinimleri için yok edilmektedir. Kiyim bu hizla sürerse, canli türlerinin % 20'si yani 1.000.000'u bir daha geri gelmemek üzere yeryüzünden silinip gidecektir. Dogada yasama ortamlarinin yok olmasinin bir sonucu olarak 300 yilda 165 kus ve 255 memeli hayvan türünün, son 100 yil içindede 30.000 bitki türünün soyu tükenmistir.(Kence ,1988).

 

Ekolojik dengedeki bozulma, habitatlarin daralmasina ve yok olmasina neden olmaktadir. Bugün yeryüzünde habitat kaybi, Banglades'te % 94, Çin'de % 61, Kenya'da % 48, Japonya'da %57 gibi endise verici rakamlarla belirtilmektedir (Tont ,1997).

Pek çok yolla bitki ve hayvan türünün soylarinin tehlike altina girmesi veya tükenmesi doganin korunmasini gündeme getirmistir. Doga koruma, bitki ve hayvan soyunun sürekliligi, türlerin zenginligi ile, dogal ekosistemlerin korunmasina katkida bulunur (Yücel,1995). Birlesmis Milletler Çevre Programi ( UNEP ), Birlesmis Milletler Gida Ve Tarim Örgütü ( FAO ), Dünya Doga Koruma Birligi ( IUCN ) gibi kuruluslar, dogal kaynaklarin korunarak dengeli kullanimini amaç edinen ve uluslar arasi ortak hareketi öneren ilk çalismalari baslatmistir.

Nüfus artisi ile artan insan habitatina uygun kullanim (tarim, sanayi, yerlesim yeri vb.) verileri, yakin gelecekte yeryüzünde (açik denizler ve çöller hariç) hiçbir yerin dogal halde kalmayacagini ortaya çikarmaktadir. Bunu engellemek ise bugünden doga koruma alanlarinin kurulmasina baglidir (Miller,1982). Dünya Koruma Birligi (IUCN,1994)'ne göre koruma alani ; özellikle biyolojik çesitliligin, dogal ve kültürel kaynaklarin korunmasina ve sürdürülmesine ayrilmis, yasal yada diger etkili araçlar yoluyla yönetilen bir arazi parçasi yada su yüzeyidir. IUCN doga koruma amacina göre 6 koruma yapisi önermektedir. Dogal Rezerv ve Dogal Yasama Alani , Milli Park , Doga Aniti , Yasama Ortami / Tür Yönetim Alani , Dogal Peyzaj Alani ve Kaynak Koruma Alani basliklari altinda toplanmaktadir. Ancak her ülke kendi dogal ve kültürel yapisina göre benzer ve farkli alansal koruma statüleri belirlenmistir. Türkiye'de 2873 sayili Milli Parklar Kanunu'na göre belirlenen 4 ana koruma alani; Milli Parklar , Tabiat Parki , Tabiat Aniti ve Tabiati Koruma Alani' dir.

Milli Park ; bilimsel ve estetik bakimindan ulusal ve uluslararasi ender bulunan dogal ve kültürel kaynak degerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarina sahip doga parçalaridir (madde 2/a).

Tabiat Parki ; bitki örtüsü ve yaban hayati özelligine sahip, manzara bütünlügü içinde

 

halkin dinlenme ve eglenmesine uygun doga parçalaridir (madde 2/b).

Tabiat Aniti ; doga ve doga olaylarinin meydana getirdigi özelliklere ve bilimsel degerlere sahip milli park esaslarinda korunan parçalardir (madde 2/c).

Tabiati Koruma Alani ; bilim ve egitim bakimindan önem tasiyan nadir, tehlike altinda veya kaybolmaya yüz tutmus, ekosistemler, türler ve dogal olaylarin meydana getirdigi seçkin örnekleri içeren ve mutlak korunmasi gereken, sadece bilim ve egitim amaciyla ayrilmis doga parçalaridir (madde 2/d).

Dogal kaynaklarin korunmasi amaciyla ortaya çikan alansal koruma kavramlarinin basinda " milli parklar " gelmektedir.

 

2. MILLI PARK KAVRAMI VE TARIHÇESI

Tarihte bilinen ilk koruma önlemi M.Ö. 252 yilinda Hint Krali Asox'un baliklarin, hayvanlarin ve ormanlarin korunmasi için çikardigi fermandir.

Avrupa'da 1858 'de Bohemia prensi, ormanlarindan 2000ha. bakir orman alanini park ilan etmistir. ABD'de 1864 yilinda Yosemite Ormanlari, sekoya agaçlarini korumak amaciyla Kaliforniya Hükümeti tarafindan devlet parki olarak ayrilarak dünyaya ilk örnek olmustur (Bayer, 1967).

Dünyada alansal korumanin temeli milli parklar sayilabilir. Dogal güzelligin korunmasi için halkin teklifiyle ilk olarak Amerika'da 1872 yilinda Yellowstone Milli Parki ilan edilmistir. Milli park fikri buradan dünyaya yayilmaya baslamis, 1879'da Avusturalya'da Royal, 1885'de Kanada'da Banff, 1897'de Yeni Zelanda'da Tongariro ve 1898'de Meksika'da El Chico Milli Parklari kurulmustur. Avrupa'da ilk milli parka bilimsel amaçla 1909 yilinda Isveç sahip olmustur. Yellowstone Milli Parkini gezen Belçika Krali Alberts 1925 yilinda Belçika Kongosu'nda (Zaire, Virunga Milli Parki) Afrika'nin ilk milli parki olan Kral Alberts Milli Parki'ni ilan etmistir (Yücel, 1995).

Milli park düsüncesi 1933 yilinda-Londra'da Afrika'nin flora ve faunasinin korunmasi kongresinde alinan kararla kabul görmüs ve milli park ; " Flora ve fauna korumasi yaninda, kamunun yararlanmasi, dinlenmesi, eglenmesi yönünden estetik, jeolojik, prehistorik, arkeolojik ve bilimsel deger tasiyan dogal varliklarin korunmasi için ayrilan alandir " seklinde tanimlanmistir. 1958'de Atina'da Dünya Koruma Birligi'nin ilk toplantisinda, Uluslar arasi Milli Parklar komitesi kurulmasi karari alinmis ve bu komite çalismasi sonucu 1962' de ABD / Seattle' da "I. Milli Parklar Kongresi" yapilmistir (Ekim, 1996).
19. yüzyil baslarinda çesitli ülkelerde halkin doga varliklarini ve onun güzelliklerini koruma ve halkin yararina sunma istekleri dogayi koruma ve milli park olgusunu ortaya çikarmistir. Doga koruma ve milli park kavrami ülkelere göre farkli yorumlar bulmustur. Milli park, Norveç'e göre; içinde insan ve yerlesim alani bulunmayan, günlerce gezilebilen, sessiz bir doga arazisidir. Isveç'e göre; yalnizlik içinde, dinlenme olanagi veren, sinirsiz ormanlardir. Almanya'ya göre; milyonlarca insanin ziyaret ettigi, dinlenme ve eglenme olanagi bol doga ve kültür arazileridir. Eski Sovyetler Birligi'ne göre; bilimsel çalisma amaciyla kurulmus kültür arazisidir ve turizme kapalidir. Tanimlardan anlasildigi gibi her ulusun kendi dogal ve sosyal yapisini uygun olarak belirledikleri milli park kavrami ve kamuya yarama nitelikleri farklidir. Fakat ana düsünce dogal varliklarin korunmasi ve kamu yararina gelistirilmesi ilkelerine dayanmaktadir (Tanriverdi, 1987).

Yeryüzü kara parçalarinin %5 'i ve Avrupa'nin %7 'si koruma alanlarina ayrilmistir. Yeryüzünde korunan alanlarin yaklasik %2,6 'si milli park alanidir.

3. TÜRKIYE'DE MILLI PARKLAR

Türkiye'de milli park terimi, Prof. Dr. Selahattin Inal tarafindan 1948'de yayimlanan " Doga Karsisinda Biz ve Ormanciligimiz " adli eseriyle taninmistir. Doga koruma bilincinin olusumuna katkisi olan ilk sivil örgüt 1955'de Ankara 'da kurulan Türkiye Tabiatini Koruma Dernegi'dir. Dernegin 1967'de düzenledigi ilk " Milli Parklar Semineri " büyük ilgi çekmistir.

Türkiye'de milli park olgusu 1956 yilinda 6831 sayili Orman Kanunu'nun 25. Maddesiyle yürürlüge girmis, bu yasa ile ilk olarak 1958 yilinda Yozgat Çamligi Milli Parki kurulmustur. 1983 tarih ve 2873 sayi ile yürürlüge giren Milli Parklar Kanunu'nun amaci; ülkemizdeki milli ve milletler arasi degerlere sahip milli park, tabiat parki, tabiat aniti ve tabiati koruma alanlarinin seçilip belirlenmesine, özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasina, gelistirilmesine ve yönetilmesine iliskin esaslari düzenlemektir. Milli Parklar Kanunu'nun 14. Maddesi ile bu kanun kapsamina giren yerlerde asagidaki faaliyetler yasaklanmistir.

a)    Dogal ve ekolojik denge ile dogal ekosistem degeri bozulamaz.

b)    Yaban hayati tahrip edilemez.

c)     Dogal dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapilamaz.

d    Bu alanlarin özelliklerinin kaybolmasina sebep olan veya olabilecek her türlü müdahale ile toprak, su, hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunlari yaratacak isler yapilamaz.

e)   Onaylanmis planlarla belirtilen yapi ve tesisler ile Genel Kurmay Baskanligi'nca gereksinim duyulacak savunma sistemi tesisleri disinda, kamu yararina vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadikça ne sekilde olursa olsun hiçbir yapi/tesis kurulamaz, isletilemez veya bu alanlarda varolan yerlesim alanlari disinda iskan yapilamaz.

Uluslararasi Milli Park Komitesinin genel ilkelerine göre; milli parklara egzotik bitkilerin, agaçlarin, hayvanlarin konmasi ve alana yabanci canlilarin yerlestirilmesi yasaklanmistir.

Milli Parklar Yönetmeligi'ne göre (6-A), milli park olarak ayrilacak yerlerde; dogal ve kültürel kaynak degeri ile rekreasyon potansiyeli, milli ve milletler arasi düzeyde özellik ve önem tasimalidir. Kaynak degerleri, gelecek nesillerin miras olarak devralacaklari ve sahip olmaktan gurur duyacaklari düzeyde önemli olmalidir. Kaynak degerleri tahrip olmamis veya teknik ve idari girisimlerle islah edilebilir durumda olmalidir. Alan büyüklügü, kaynak degeri yogunlugu bakimindan, özel haller ve adalar disinda en az 1000 hektar olmali ve alan bütünüyle koruma agirlikli zonlar dan meydana gelmelidir. Idari ve turistik amaçli gelisme alanlari, bu asgari alan bütünlügünün disindadir. (Anonim, 1986).
Milli parklarimiz biyolojik, arkeolojik ve ulusal tarihi alanlarin korunmasi ve halka tanitilmasi amaci ile kurulmustur. Türkiye'de milli parklarin çogu ormanlik arazilerde olup, agaç türlerinin korunmasi amaç edinilmistir (Ekim, 1996).

 

Türkiye'de milli parklar kurulus amaçlari bakimindan farkli özellikler tasimaktadir. Örnegin; Manyas Kus Cenneti Milli Parki zengin ornitolojik yapisi, Gelibolu Tarihi Milli Parki ulusal tarih, Nemrut Dagi Milli Parki arkeolojik özellikleri için korunmaktadir. Göreme Milli Parki, benzersiz jeomorfolojik ve kültürel özellikleri nedeniyle UNESCO tarafindan "Dünya Kültür Mirasi" listesine alinmistir.
Milli parklarin idaresi Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü tarafindan yürütülmektedir. Bugün Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü'nün yönetiminde 33 adet milli park (686.635 ha), 35 adet tabiati koruma alani (85.024 ha), 17 adet tabiat parki (69.505 ha), 89 adet tabiat aniti (464 ha) ile toplam 841.624 hektar alan korunmaya alinmistir. Av-yaban hayvanlarinin ve yasam ortamlarinin korunmasi amaciyla, Kara Avciligi Kanunu ve Merkez Av Komisyonu Karari ile 54 memeli ve 415 kus türü korumaya alinmis, 123 yerde (1.8 milyon ha.) Yaban Hayati Koruma Alani ayrilmistir (Anonim, 2003).

Bugün Isveç'de 28, Ingiltere'de 11, Ispanya'da 13, Fransa'da 5, Portekiz'de 1 adet milli park oldugu görülürken, Türkiye'de 33 adet milli park bulunmaktadir. Ancak sayidan çok milli park alaninin büyüklügü ve dogal kaynak degeri yogunlugu önem tasimaktadir. IUCN'e göre, Avrupa'daki milli parklarin ancak %20'si gerçek anlamda milli park niteligi tasimakta olup, aralarinda farklar bulunmaktadir.

Insanlarin dinlenme-eglenme amaciyla dogayi tercih ettikleri günümüzde korunmus dogal alanlar önem kazanmaktadir. Milli parkalar, dogal ortamlari ve yaban yasamini bilimsel ölçütlerde koruyarak gelecege tasima yaninda, ender doga varliklarini tanitan ve dogaya karsi ilgi uyandiran özel mekanlardir. Türkiye bu anlamda çok sayida korunmus alana sahiptir. Dilek Yarimadasi – Büyük Menderes Deltasi Milli Parki da bu alanlardan bir tanesidir.

4. DiLEK YARIMADASI - BÜYÜK MENDERES DELTASI MILLI PARKI

Dilek Yarimadasi – Büyük Menderes Deltasi Milli Parki 1237 m yükseklige ulasmasiyla, ormandan deniz seviyesine kadar inen ve bünyesinde sulak alanlari da içeriyor olmasiyla konuma alanlari içerisinde az bulunan özelliklere sahiptir.

Büyük Menderes Deltasi, uluslararasi öneme sahip " A Sinifi Sulak Alan " özelligi tasirken, Dilek Yarimadasi, Akdeniz Flora Bölgesi elementleri ve Avrupa Sibirya Flora Bölgesi elementleri içermesi bakimindan önemlidir. Bu özelligiyle Avrupa Konseyi tarafindan Avrupa Biyogenetik Rezervleri Semasinda " Flora Biogenetik Rezerv Alani " kabul edilmistir.(Anonim 1997)

Milli park, Ege Denizi kiyisinda Aydin Ili Kusadasi ve Söke Ilçe sinirlari içinde, 27 derece 02'-27 derece 15' Dogu, 37 derece 36'-37derece 42 Kuzey enlemleri arasinda kalmaktadir. Yörede Akdeniz iklimi egemen olup, yillik ortalama sicaklik 22 derece, en sicak ay 41.5derece ile Temmuz ve en soguk ay 7 derece ile Ocak ayinda ölçülmüstür. Yillik ortalama yagis 693 mm 3' dür. Yüzölçümü 27.675 hektardir. Bu alanin 10.985 hektari 19.05.1966 tarihinde milli park kapsamina giren Dilek Yarimadasi'na aittir. Yarimadanin güneyine bitisik Büyük Menderes Deltasi ise 31.03.1994 yilinda milli parka eklenmis olup, 16.690 hektar genisliktedir (Anonim, 1997).

Milli Parkin bu iki bölgesi birbirinden farkli özellikler gösterdiginden ayri incelemekte yarar bulunmaktadir.

Dilek Yarimadasi; Samsun Daglari'nin Ege Denizi'ne uzandigi son nokta olup 20 km uzunlugunda ve ortalama 6 km genisligindedir. Morfolojik yapisi içinde bir çok tepe, vadi, kanyon ve koylar bulunur. Ortalama 650 m. yükseklige sahip yarimadanin en yüksek yeri Dilek Tepe (1237m.)'dir ve yarimada adini bu tepeden alir.

M.Ö. 9 yy.'da 12 Ionia kentinin politik birligi olan Paniomion ve Tebai antik kenti yarimada içerisindedir. Panayirtepe'de Panagia Manastiri ile Harap Kilise, Rum ve Türk mimarisi ögeleri tasiyan eski yerlesim yeri olan Doganbey Köyü 'nde Kilise kalintilari ile tarihi okul binasi restore edilerek yapilan Ziyaretçi -Tanitim Merkezi bulunmaktadir.

Dilek yarimadasi florasinda 95 familyaya ait; tür, alttür ve varyete düzeyinde 804 takson belirlenmistir. Bunlar Pteriodaphyta 12, Gymnospermae 5, Monocotyledoneae 144, Dicotyledoneae 643 ve Angiospermae 742, adettir. Bu taksonlarin familyalara göre dagilimi Leguminosae 103, Compositae 74, Gramineae 62, Umbelliferae 41, ve Labiatae 42 takson olup Orchidaceae familyasinin zenginligi 21 taksonla dikkat çekicidir. Taksonlarin element içerigi, Akdeniz Elementi 163, Dogu Akdeniz elementi 159, Avrupa-Sibirya elementi 33, Iran-Turan elementi 12 ve endemik tür 30 adet'tir (Durmuskahya 2000).

Yarimadanin bitki örtüsünde üç vejetasyon kati egemendir (Uslu, 1985). Bunlar; frigana vejetasyonu; Sarcopoterium spinosum toplulugu, maki vejetasyonu; Juniperus phoenica toplulugu, Arbutus andrachne toplulugu, Ceratonia siliqua – Pistacio lentiscus toplulugu, Quercus ilex toplulugu, Quercus coccifera toplulugu, orman vejetasyonu; Cupressus sempervirens toplulugu, Castanea sativa toplulugu, Pinus brutia toplulugu, Pinus nigra subsp. pallasiana toplulugudur. Anadolu'da pek rastlanmayan Cupressus sempervirens ve Quercus ilex lokal topluluklar olusturmaktadir.

Yarimada Akdeniz flora bölgesinde yer almasina karsilik Avrupa-Sibirya grubu türlerde önemli sayida bulunmaktadir. Akdeniz maki florasinda tüm bitki türleri yaninda en saglikli örnekleri de yeralir. Kuzey Anadolu ormanlarina özgü Anadolu Kestanesi'nin ve Türkiye'de az yerde bulunan Kartopu, Finike Ardici, Pirnal Mese ve Dalli Servi'nin küçük topluluklar halinde yetistigi tek yerdir. Yarimada'da kuzey ve güney yamaçlar farkli bitki örtüsü ile kaplidir. Çünkü iklimsel etkenler iki yamaçta ayni degildir. Kuzey de Kizilçam, Karaçam, Finike Ardici, Dalli Servi, Mese, Kestane, Akçaagaç, Ihlamur, Disbudak. Vadilerde, Çinar gibi türler, güneyde ise Keçiboynuzu, Funda, Mersin, Sandal Agaci, Defne, Menengiç, Kocayemis, Ergovan, ve Katir Tirnagi gibi zengin Akdeniz florasi yer alir. Sumak, Kekik, Adaçayi ve Name gibi bitkilerde bulunmaktadir. (Uslu 1985).

Yarimada soyu tükendigi varsayilan Anadolu Parsi ( Panthera pardus tulliana )'nin batida yasadigi son noktadir. Dünyanin en nadir deniz memelisinden biri olan Akdeniz foku ( Monachus monachus ) yarimada kiyilarinda yasamaktadir. Yaban domuzu ( Sus scrofa ). Karakulak ( Lynx caracal ), dogaya terkedilmis yabani sigirlar ve atlar ile birçok hayvan türü yarimada faunasinda bulunmaktadir.

Büyük Menderes Deltasi, Büyük Menderes Irmagi'nin Dinar yakinlarinda dogup, yaklasik 25.000km 2 'lik yagis havzasindan 584km akarak Söke yakinlarinda Ege Denizi'ne dökülmesiyle olusmustur. Büyük Menderes havzasindaki erozyonla bu irmak yilda 13 milyon m 3 sediment tasiyip biriktirerek 320km 2 'lik bir delta olusturmustur. (Anonim 1998).

Büyük Menderes Deltasi, birkaç lagünle, tuzcul batakliklar ve çamur düzlüklerini kapsayan taskin özelliginde sulak alandir. Bafa Gölü bu sulak alanin entegre bir parçasidir. Bu entegre sistem içerdigi biyolojik çesitlilik, nesli tükenmek üzere olan canlilar ve endemik türlerden dolayi uluslararasi öneme sahiptir ve milletlerarasi Ramsar Sözlesmesi, Bern Sözlesmesi, Rio Sözlesmeleri ve Barselona Konvansiyonu karari ile korunur(Anonim,1997).

Lagünlerden, deltanin kuzeyindeki Karine Lagünü (1460 ha.) en büyügüdür. Digerleri Deringöl (130 ha.) ve Kabahayit (500 ha.), lagünüdür. Bir kum seridi, lagünleri denizden ayirir. Lagünlerde yapilan balikçilik yöre insanin önemli geçim kaynagidir.

Deltada " Halofitik (tuzcul) Flora” egemen durumdadir.

Aristolochia hirta , Campamula lyrata ssp. Icarica, Campaluna tomentosa ve Campanula raveyi endemik türler arasindadir. (Gökmen ve ark, 1997). Deltada lagünlerinde avlanan baslica balik türleri; Toptan kefal, Altinbas kefal, Mavraki kefal, Ceran kefal, Çipura, Levrek, Yilan baligi ve Dil baligidir (Cirik,1998).

Deltada yaklasik 250 kus türünün yasadigi, bunlardan 70 tür kusun üredigi belirlenmistir (Sarigül, 1993). Bu özelligiyle " Önemli Kus Alani " listesine giren delta, kus arastirmalari gözlem programina alinmistir. Bafa Gölü ekolojik olarak deltanin bir parçasi olarak kabul edilir ve Tabiat Parki olarak korunur. Nesli tehdit altinda olan Cüce Karabatak ( Phalacrocorax pygmeus ) deltada yasamakta ve dünyada toplam sayilari 3000 oldugu tahmin edilen Tepeli Pelikan ( Pelecanus crispus ) Karine lagününde adaciklarda üremekte, Küçük Akbalikçil ( Egretta garzetta ), Küçük Kerkenez ( Falco naumanni ) ve Akkuyruklu Kartal ( Heliaeetus albicilla ) üreyen önemli türler arasinda bulunmaktadir. 2003 yili kus sayiminda deltada 100'e yakin Tepeli Pelikan ve 6000 Flamingo ( Phoenicopterus ruber ) 'nun kisladigi belirlenmistir. Kislayan kuslar, soguk günlerde Bafa Gölü'nde dinlenirler.

5. MILLI PARKIN SORUNLARI

Dilek Yarimadasi kesiminin en önemli sorunu yanginlardir. Kayitli büyük yanginlarin ilki 1943 yilinda çikmis Karine ve Dipburun arasindaki ormanlik alan yanmistir. 1963 Eylül ayinda Karasu Hirsiz burnu 600 ha., 1968 Karine 800 ha., 1974 Kalamaki yamaçlari 269 ha., 1977 Tuzburgazi sirtlari 844 ha., 1985 Karine-Akdere 600 ha., 1988 Karine 400 ha. ve 1996 'da Karine'den zirveye kadar olan 1438 ha. kismin tamamen yanarak bilinen en büyük tahribati yaratmistir (Anonim, 2002). Yangindan önce maki ve orman vejetasyonu ile kapli alanda, yangin sonrasi otsu ve frigana vejetasyonu gelismistir. Bunlarin basinda Liliaceae , Orchidaceae , Fabaceae ve Gramineae familyalari gelmektedir (Çelik ve ark., 1977). Yangin sonrasi alanin kendini yenilemeye basladigi yapilan incelemelerde anlasilmis, alanin egemen agaç türü olan Kizilçam 'in bazi alanlarda tekrar gelismeye basladigi gözlenmistir.

Yarimada içinde bir zamanlar önemli sayida memeli bulunurken, yanginlarla orman alaninin azalmasi, karayolu aginin genislemesi, irmagin dogal bir engel olusturmasi, sulama kanallarinin açilmasi ve bilinçsiz kara avciligi gibi etkenler, beslenme amaci ile sürekli hareket eden memelilerin yarimadaya ulasmasini güçlestirmistir. Acik hava rekreasyonu olarak su sporlari, atla gezinti, bisiklet, doga yürüyüsü, piknik ve fotograf avciligina olanak veren yarimada, yaz mevsiminde yogun ziyaretçi baskisi altinda kalmaktadir. Dilek Yarimadasi'ni yilda ortalama 500,000 kisi ziyaret etmekte, milli parkin ziyaretçi tasima kapasitesi yaz aylarinda asilmaktadir. Sistem dengesinin korunmasi için tasima kapasitesinin asilmamasina özen gösterilmelidir.

Büyük Menderes Deltasi kesiminin önemli sorunu su kirliligidir. Büyük Menderes irmagina 584 km boyunca havzada bulunan tüm kent ve sanayi tesislerinin atiklari desarj edilmektedir. Tarimda kullanilan ilaçlar ve yapay gübrelerde yagis ve sulama sulariyla irmaga karisarak kirlenmenin boyutunu artirmaktadir. Sonuçta tüm kirleticiler deltada birikmekte, basta baliklar ve su kuslari olmak üzere yasayan canlilar için ölümcül tehlike yaratmaktadir.

Havzada bulunan 3511 sanayi tesisi su canlilari için toksit etkiye sahip kimyasal atik sularini aritmadan Büyük Menderes Irmagi'na bosaltmaktadir (Dogan, 1998). Tarim alanlarindan gelen pestisitler, kent ve sanayi atiklari irmak araciligiyla sucul ekosisteme ulasarak delta lagünleri ve Bafa Gölü'nde eutrofikasyona neden olmakta, canli bünyesinde birikerek balik ve diger suya bagimli canlilarinin ölümüne neden olarak milli parkin biyolojik çesitliligi tehdit etmektedir. Delta lagünleri ve Bafa Gölü'nde baliklarin üreme ve beslenme göçüne bagli balikçilik sistemi yanlis uygulamalar nedeniyle etkilenmistir. Türkiye'nin en verimli lagünü olan Bafa Gölü'nde eskiden yilda 400-700 ton balik avlanirken bugün bu rakam 5-10 ton gerilemistir. Özellikle yazin Bafa Gölü'nden su çekilmesi ve Menderes Irmagi'ndan su verilmemesi nedeniyle tuzluluk orani artmakta ve tatli su canlilarinin ölümüne neden olmaktadir. Delta lagünlerinden balikçilik isletmelerinin gelisigüzel yavru balik toplamasi, lagün ekosistemini ve biyolojik çesitliligi olumsuz etkilemistir. Büyük Menderes Ovasi taskin ovasi niteliginde olup, bu tür ovalar dünyanin en verimli ovalarini olusturur. Yapilan barajlar ve sulama kanallari irmagin taskin ovasi niteligini kaybetmesine neden olmustur. Bu nedenle yazin delta lagünlerine tatli su ulasmamakta, tuzlu su artisi nedeniyle deniz ve tatli su ekosistemleri arasindaki denge bozulmakta sonuçta deltanin flora ve fauna zenginligi tehdit edilmektedir. Geçmiste Karine Dalyani'nda yilda 150 ton balik avlanirken 1998 yilinda 42 tona düstügü belirtilmektedir (Moran,98).

Sorunun çözümü için havza ölçeginde Büyük Menderes Irmagi'na atik sularin birakilmasini önlemek amaciyla aritma tesislerinin yapimi desteklenmeli, tarimda ilaç ve yapay gübre kullanimi bilimsel ölçütlere dayanmalidir. Deltanin diger sorunu hayvan otlatma ve çok sayidaki kus nedeniyle biliçsiz, sinirsiz, yasa disi avciliktir. Doga Koruma ve Milli Parkalar Aydin Basmühendisligi tarafindan il ölçeginde verilen avci egitimi, yerel yayinlar ve denetimler sonucu yasa disi avcilik baskisi azalmistir. Bu bilgilerin odaginda Büyük Menderes Irmagi'na yapilan olumsuz etkiler ve delta yakinlarindaki kullanimlar dogrudan delta ve sulak alan ekosistemini bütün olarak etkilemektedir.

6. SONUÇ

Insan yasaminin sürdürülmesi dogal kaynaklarin dengeli kullanilmasina baglidir. Bu nedenle insan kendi kurallariyla degil doganin kurallariyla yasamak zorundadir. Milli parklar ve korunmus alanlar ekolojik dengenin devam ettigi ender yerler olmakla birlikte, bir doga müzesi olarak gelecege tasinan önemli dogal miras alanlaridir. Çevre sorunlari devam ettigi sürece korunan alanlarin, dolayli tehditlerin etkisi altinda kalacagi bilinmektedir.

Biyolojik ve genetik zenginligin yerinde yada kurumda korunmasi isi kamuoyunun bu ise verdigi destekle mümkündür. Koruma alanlarinin bulundugu yörede yasayan insanlarin bu alanlara sahip çikmasi en gerekli davranistir (Dogan, 2001). Turizmi, " Ekolojik Turizm " anlayisi içinde planlamanin önem kazandigi günümüzde, korunmus dogal alanlarin yogun oldugu ülkelerin turizmden alacagi payin artacagi tahmin edilmektedir. Sivil toplum örgütlerinin isbirligiyle yöre halkina ekolojik turizm yoluyla gelir yaratilmasi, bu yolla yöre insaninin doga korumaya tesvik edilmesi saglanabilir.

Milli parklar doga koruma çalismalarinin en önemli örnekleridir. Doga korumanin basarisi ve devamliligi için, öncelikle bu konuda çalisacak personelin, isbölümü içerisinde gerekli bilgi düzeyine sahip, konularinda uzmanlasmis, yöreyi en iyi taniyan yeterli sayida teknik elemanlardan olusmasi, çalismalara gönüllü derneklerin katiliminin saglanmasi balikçilik ve turizm yöre halki için baslica gelir kaynagidir. Bu nedenle ekolojik dengenin bozulmasi ayni zamanda sosyo-ekonomik dengeyi de tehdit etmektedir. Alinan dogal kaynak degerlerinin, koruma-kullanma-gelistirme dengesi içinde sürdürülmesi için balikçilik ve turizm yöre halki için baslica gelir kaynagidir. Bu nedenle ekolojik dengenin bozulmasi ayni zamanda sosyo-ekonomik dengeyi de tehdit etmektedir. Alinan dogal kaynak degerlerinin, koruma-kullanma-gelistirme dengesi içinde sürdürülmesi için yörede yasayan bireyler ve yerel yönetimler basta olmak üzere ilgili kurumlar bir araya gelerekgelecege dönük yaklasimlar içinde çalismalidir.

 

copyrigt 2001-2008 www. guzelcamli.com admin@guzelcamli.com hit counter

Her hakki mahfuzdur. Yayinlanan yazi ve resimler izinsiz veya kaynak gösterilmeden alinip yayinlanamaz.

linkler